KEDİ-KÖPEKLER YARALARINI NİÇİN YALARLAR?

Yara; deride veya bir başka organda doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Yara iyileşmesi; organizmanın herhangi bir yerinde oluşmuş doku bütünlüğünün bozulmasına karşı bölgesel damarlaşmanın ve kan dolaşımının yeniden oluşarak, doku harabiyetinin ortadan kaldırmak için komple verdiği karmaşık bir cevaptır. Bu süreç; rejenerasyon (dokunun orijinal yapısının yeniden oluşumu) veya skar (dokunun orjinalinden farklı bir matriksle onarımı) oluşumuyla sonlanır.

Organizma, yaranın şekline, büyüklüğüne, oluşumuna ve lokalizasyonuna göre çeşitli tepkiler verir ve iyileşme süreci de buna göre farklılık gösterir. Ancak, temelde verilen tepki;

  • Doku harabiyeti oluşan bölgedeki ölü dokuların temizlenmesi,
  • Bölgede enfeksiyon oluşturabilecek ajanlara karşı tedbir alınması ve bunlar ile mücadele edilmesi,
  • Yaralı bölgede oluşan doku yıkımının yeniden imar edilebilmesi için, hücre üremesinin ve bölgesel damarlaşmanın sağlanması,
  • Yaralı bölgenin elastikiyetinin yeniden sağlanarak, yara dudaklarının biri birine yaklaşması ve yaralı yüzeyin küçülmesinin sağlanması,

Organizma, bu süreci farklı yöntemler izleyerek yönetir. Öncelikle, hasarlı bölgede oluşan doku harabiyetini giderilmelidir. Bölgede yerleşmesi muhtemel enfeksiyon ajanlarına karşı tedbir alınmalıdır. Bunun için, beyaz kan hücrelerini, özellikle de makrofajları hızla yaralı bölgeye sevk eder. Sonrasında, bölgenin yeniden imarı sağlanmalıdır. Enfektif ajanlara karşı mücadelenin daha güçlü yapılabilmesi için yara çevresindeki kılcal damarların genişlemesi ve buradaki kan akımının artırılması da gereklidir.

Bunu; bir çeşit protein olan Histamin sağlayacaktır. Histamin vücudun immun yanıtında önemli bir rol oynar. Vücuda giren yabancı patojenlere cevap verirken, bazofiller (beyaz kan hücrelerinin bir türü) ve mast hücreleri histamin üretir. Yaralı bölgede Histamin varlığı, kılcal damarları beyaz kan hücrelerine daha geçirgen hale getirir ve böylece enfeksiyonlarla mücadele etmeye yardımcı olur.

Ancak, Histamin yangı belirtileri olan; kızarıklık, bölgesel ısı artışı, şişkinlik ve kaşıntının da sebebidir. Yaralı bölgedeki yoğun Histamine bağlı olarak; yara iyileşme sürecinde şiddetle kaşınır. Bu dönemde yarada henüz yeni başlamış olan kollejen oluşumu oldukça zayıftır.

Hastanın iyileşmesi sürecine, kaşıntı sebebiyle müdahil olması; yeni oluşan dokuyu tahrip ederek iyileşme zamanını uzatır. Çoğu zamanda, sorunsuz iyileşmeyi önleyip, yaralı bölgede istenmeyen skar dokusunun oluşmasına ya da yaranın enfekte olmasına sebeptir.

Aslında tükrük salgısının antiseptik etkisi vardır. Yara iyileşmesinde yaranın enfekte olmasını önler. Bu sebepten PET sahipleri arasında; hastaların yaralarını yalayarak iyileştirdiği ve yalamanın yara iyileşmesine katkıda bulunduğu yönünde bir inanış vardır. Ancak, yara iyileşme sürecindeki kaşıntıya bağlı olarak; yaranın ısrarla ve şiddetle hasta tarafından yalanması, dişlenmesi, patileri ile kaşınması ve eşyalara sürtülmesi istenmez. Bu durum, yaralı bölgede oluşan kollejen yapının tahrip olmasına ve yaranın tekrar tekrar tazelenmesine sebep olmaktadır. Bu da sorunsuz iyileşmeye engeldir. Çoğu zaman da, enfeksiyonla birlikte bölgenin skar dokusuyla kapanmasına sebeptir.

Bu sürecin Hekim tarafından iyi yönetilmesi, yara iyileşmesinin sorunsuz ve hızlı olmasını sağlayacaktır. Öyle ki, başka sağlık problemi olmayan hastalarda, (diabet.vb.) operasyonlar sonrası atılan dikişlerin, yaralı bölgenin lokalizasyonuna göre 4-12 günde alınması gerekir. Ancak; sıklıkla oynanan, kaşınan ve enfekte olmuş yaralarda iyileşme süreci çok daha uzun ve sıkıntılı olacaktır. Postoperatif dönemde ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar, operasyonun ve hekimin başarısını gölgeleyecektir.

Bu sebepten, postoperatif dönem iyi yönetilmeli ve hastanın yara iyileşmesine müdahil olması önlenmelidir. Bu amaçla, eski usul yöntemler yerine (Elizabet yakalığı, simit, acı spreyler vb.) çok daha konforlu ve güvenli bir iyileşme sağlayan WinPet Yara Koruyucu Korse doğru ve güvenilir bir yardımcıdır.

×