KEDİ VE KÖPEKLERDE MEME TÜMÖRLERİ

Kedi-köpeklerde meme bezleri dört çift olarak karın çizgisinin her iki tarafına yerleşmiştir. Yavrularda ve gençlerde aktif değildir. Dişilerde ergenlik ve çiftleşmeyle birlikte hormonların da etkisiyle büyümeye başlarlar. Doğum sonrasında yavruların besin ihtiyacı olan anne sütünü karşılayabilmek için gebelik süresince hazırlanırlar. Doğumdan sonra aktif hale geçerek süt salgılamaya başlarlar. Meme bezleri, lohusalık ve emzirme döneminde yoğun hormonal baskı altındadır. Yavruların ek gıdalara geçmesi ile birlikte, meme bezlerindeki süte çok ihtiyaç kalmayacaktır. Ancak, salgılandığı halde memeden atılamayan süt salgısının, meme içinde kalması bir takım riskleri de beraberinde getirecektir. Burada kalan süt çoğu zaman patojen mikroorganizmalar tarafından parçalanmakta ve bölgesel enfeksiyonlara sebep olmaktadır. Mastitis olarak da adlandırılan bu duruma karşı, bölgesel lenf yumruları şişmektedir. Genelde soğuk apse ve kist olarak karşımıza çıkan bu durum, çoğu zaman da meme tümörlerinin sebepleri arasındadır.

Ancak, meme tümörlerinin sebepleri, oluşumları ve dokuları farklıdır. Meme bezlerinde görülen şişkinlikler her zaman meme tümörü olarak düşünülmemelidir.

Meme tümörlerinde yapıcı sebepler bilinmemekle birlikte, dişi cinsiyet hormonlarının etkili olduğu düşünülmektedir. Tümör oluşumuna, üreme ile ilgili diğer organlara göre meme dokusu 5 kat daha duyarlıdır. Köpeklerde, deri tümörlerinden sonra en sık görülen tümör tipidir.5-10 yaş arası dişi köpekler hastalığa daha yatkındır. Kedi ve köpeklerde meme tümörleri tek bir meme lobunda olabileceği gibi bütün meme loblarında da aynı anda görülebilmektedir.

Meme tümörleri, doğrudan meme bezinde başlayan veya metastaz (yayılma) yoluyla primer tümör odağından meme dokusuna yayılabilen tümörlerdir. İyi veya kötü huylu olmak üzere iki farklı formda görülür. Köpek ve kedilerde sıklıkla rastlanır.

İyi huylu tümörler (Benign veya hyperplazi), yayılma eğiliminde değildir. Ülserasyon yoktur, deri altında hareketlidir ve yavaş büyüme ile karekterizedir. Sınırları düzgün ve belirgindir.

Kötü huylu tümörler (Malign) de ise; büyüme hızı ve karekterine göre metastaz yaparak vücudun diğer organlarına yayılabilirler. İnguinal meme loblarında meme tümörleri daha sık görülür. Diğer meme loblarına oranla maling olma ihtimalleri de daha yüksektir. Bu durumun sebebi olarak; bu meme bezlerindeki süt salgısı süresinin daha uzun ve ağır olması gösterilmektedir. Malign tümörler lenf sıvısı ve kan yol ile vücuttaki diğer lenf düğümlerine de metastaz yapabilir. Malig tümörler; ülserasyonludur, sınırları belirsizdir, yangılı bir yapıdadır, renk değişimleri görülebilir, deri altında hareketsizdir ve deriye yapışık durumdadır.

Kedi ve Köpeklerde Meme Tümörlerinin Sebepleri

  • Cinsiyet: Dişi Pet’ler erkeklere oranla meme tümörlerine çok daha yatkındır.
  • Kalıtsal Faktörler: Aile geçmişinde kanser öyküsü olan kişilerin hastalığa duyarlılığı ve yatkınlığı bilinen bir gerçektir. Aynı şekilde PET’lerde de kanserin genetik tabanı vardır.
  • Irklar: Yapılan araştırmalar, küçük ırk köpeklerin büyük ırklara oranla hastalığa daha yatkın olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Siyam ırkı kediler, diğer kedi ırklarına oranla hastalığa daha duyarlıdır.
  • İlaçlar: Uzun süren hormonlu ilaç tedavilerinin ve gebelik kontrolünde kullanılan sentetik hormonların, meme tümörlerinin oluşmasına sebep olduğu düşünülmektedir.
  • Endokrin Sistem Bozuklukları: Hormonel bozukluklar, ovaryum kistleri, yalancı gebelikler v.b. uzun süre hormon metabolizmasını baskı altında tuttuğu için meme tümörlerine sebep olmaktadır.
  • Memede Süt Kalması: Doğum sonrasında yavruların çeşitli sebeplerden anneden yeterince beslenememeleri (yavruların ölümü, anneden erken ayrılmaları vb.) sebebiyle, memede süt kalması da bölgesel lenf yumrularında şişkinliklere ve meme dokusu içinde istenmeyen kistik oluşumlara sebep olmaktadır. Bu dokular zamanla tümöral oluşumlara dönüşebilmektedir.
  • Stres: Her ne kadar ispatlanamasa da, doğum süreci ve sonrasında annenin yaşayacağı stresin hormonal dengesizliklere sebep olacağı ve bu durumun meme tümörlerini tetiklediği yönünde görüşler vardır.
  • Beslenme Bozuklukları: Yetersiz ve dengesiz beslenmenin yanı sıra, aşırı beslenmede, meme tümörlerinin sebepleri arasındadır. Meme tümörleri zayıf PET’lerde olduğu kadar kilolu ve obez PET’lerde de yoğun olarak görülmektedir.

Hastalığın Belirtileri

Mastitisler, apseler, lipomlar ve kistik oluşumlar meme tümörleri ile karışabileceği gibi lenf yumrularındaki enfeksiyonlara bağlı büyümeler de meme tümörleri ile karıştırılabilir. Mastitlerde ve apselerde meme dokusunda kızarıklık, şişkinlik ve bununla beraber çoğu zaman genel durum bozulması görülür. Meme başından iltihaplı ve kanlı bir akıntı gelir. Bölgesel lenf yumruları şişmiştir. Hastada septisemie tablosu gelişmiştir. Bu durum güçlü antibiyotikler ve yangı gidericiler kullanılarak baskı altına alınabilir. Ancak, meme dokusunda oluşan kistik bağ dokunun veya soğuk apsenin yanı sıra şişen lenf yumrularının zaman içinde tümörleşebileceği ve sorun olacağı unutulmamalıdır.  

Malign meme tümörlerinde de; klinik belirti olarak, iştahsızlık, halsizlik, ağrı ve şişkinlik görülür. Meme dokusuyla bütünleşmiş ağrılı bir kitle tespit edilir. Bazen bu tümörler de apseleşebilir. Bu durumda, meme başından kanlı iltihaplı akıntı gelir. Klinik muayene de bölgesel lenf yumrularının şiştiği ve misket şeklinde ve büyüklüğünde ele geldiği görülür. Bunların çapları değişik boyutlarda olabilir. Kötü huylu tümörlerde hızlı bir büyüme görülmektedir.

İyi huylu tümörler muayenede daha düzgün ve yuvarlak yapıdadır. Kötü huylu tümörler ise şekilsiz ve büyük kitleler halindedir.

Meme tümörleri hastanın yaşam kalitesini etkileyerek veya kısıtlayarak olumsuzluklara sebep olur.

Tedavi

Tedavide; kemoterapi, radyoterapi ,immunterapi ve cerrahi operasyon yöntemleri uygulanmaktadır. Erken dönemde en çok tercih edilen yöntem operasyondur. Operasyon mümkün olduğunca sağlıklı dokular üzerinden yapılmalıdır. Bölgesel lenf yumruları da lezyonlu kitle ile birlikte alınabilir. Operasyon ya da biyopsi ile alınan parça mutlaka patolojik muayeneden geçirilmelidir. Bu durum hastanın takibi ve tedavinin planlanması adına önemlidir Patolojik sonuçlara göre, operasyon sonrasında kemoterapi ve immunoterapi uygulanmalıdır.

İlaçla tedavi mastitislerde ve dışarı açılmış apselerde sonuç verebilir. Ancak, oluşan kistik doku ve toparlanamayan lenf yumruları, zaman içinde cerrahi operasyon ile alınmalıdır.

Operasyon Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler

Operasyon için uygun zamana, hasta sahibi ve Hekim birlikte karar vermelidir. Sonrasında, hastanın operasyon için genel sağlık kontrolleri yapılmalıdır. Bu tetkikler, hastanın genel durumunu belirlemek ve anestezi alacak hastayı riske etmemek açısından faydalı olacaktır. Bu amaçla hastaya, ultrason ve kan tahlilleri uygulanmalıdır. Meme bezinde oluşan tümörler, lenf düğümlerine, beyine, göğse, kemiklere, dalağa yayılabilir. Operasyon öncesi akciğer radyografisi çekilerek tümörün akciğerlere yayılıp yayılmadığına bakılmalıdır.

Hastanın herhangi bir ilaç allerjisi varsa bu durum mutlaka hekim ile paylaşılmalıdır.

Hastaya operasyondan önceki 12-24 saat içinde yiyecek verilmemelidir. Bu yaklaşım, anestezi alacak olan hastanın daha rahat bir operasyon geçirmesini sağlayacaktır.

Operasyon Tekniği

Operasyon için sakinleştirici uygulanan hastanın hazırlık odasında sterilizasyon işlemleri yapılır. Öncelikle operasyon bölgesindeki kıllar traş edilir. Daha sonra antiseptik bir solüsyon ile bölgenin dezenfeksiyonu sağlanır. Operasyon odasına alınan hastaya, hekimin tercih ettiği anestezi uygulanır. Bölge steril örtü ile sınırlanarak cerrahi müdahaleye hazır hale getirilir.

Operasyon bölgesi, tömürlü meme bezi ve çevre dokusudur. Deri kesildikten sonra tümoral kitleye ulaşılır. Dikkat edilmesi gereken tümoral dokunun tamamen çıkartılmasıdır. Tümörler çok kanlı dokular olduğundan, operasyon da kanamalar konusunda dikkatli olunmalıdır. Öyle ki, operasyon bölgesi mümkün olduğunca geniş tutulmalı ve operasyon sağlam dokular üzerinden gerçekleştirilmelidir. Zira, tömural kitleden kalacak küçük parçalar dahi metastazların ve nükslerin sebebidir. Meme bezleri arasındaki damar ağları tümör hücrelerinin yayılımını kolaylaştırır, bu nedenle operasyonda sadece etkilenen meme lobu değil, aynı taraftaki meme bezlerinin tümü üzerinden yapılmalıdır. Eğer her iki tarafta da tümör oluşmuşsa meme bezlerinin tamamı alınmalıdır.

Hormonlar meme tümörlerinin oluşmasında ve nüks etmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu sebepten, meme tümörü operasyonu sırasında overohisteroktomie operasyonu da düşünülebilir.

Sonrasında, kaslar ve deri kapatılarak operasyon tamamlanır.

Operasyon Sonrası Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

Operasyondan sonra yapılan antibiyotik uygulaması Hekimin önerdiği süre ve dozda olmalıdır. Hasta yalayarak ve dişleyerek ameliyat bölgesine zarar vereceğinden mutlaka WinPet Yara Koruyucu Korse kullanılmalıdır (Bkz. Video). Risk oluşturabilecek atlama zıplama gibi ani hareketler engellenmelidir.

Gerektiği durumlarda ağrı kesiciler kullanılabilir.

Tam iyileşme yaklaşık 10-12 gün içerisinde tamamlanır ve dikişler alınabilir.

Bu dönemde bölgede olası bir ödeme bağlı şişkinlik, kızarıklık, iltihap vb. bir durum söz konusu olduğunda vakit geçirmeden Hekime danışılmalıdır.

Operasyon Sonrası Oluşabilecek Komplikasyonlar

Operasyon sırasında gerekli sterilizasyona, uygun malzeme kullanımına ve operasyon sonrasında düzenli antibiyotik uygulamasına dikkat edildiği sürece oluşabilecek komplikasyonlar yok denilecek kadar azdır.

Ancak, iyileşme sürecinde aşırı ve uygunsuz egzersizlerden kaçınılmalı ve dikişler korunmalıdır. WİnPet hasta tamamen iyileşene kadar çıkartılmamalıdır. Aksi halde eventrasyon (dikişlerin açılması ve iç organların dışarı çıkması) şekillenebilir.

Operasyon sonrası en önemli komplikasyon ilerleyen zamanda tümörün nüks etme ihtimalidir. Bu sebepten hasta mutlaka periyodik olarak kontrol altında tutulmalıdır.

Korunma:

Dişi PET’ler için en önemli korunma erken dönemde kısırlaştırmadır. Ergenliğe ulaşmadan yapılan kısırlaştırma operasyonları meme tümörü riskini büyük oranda azaltmaktadır. 2 yaş üzeri ve en az bir doğum yapmış PET’ler de kısırlaştırmanın meme tümörlerinden korunmaya etkisi yok denecek kadar azdır.

Köpek ve kedilerde erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Dişi kedi-köpek sahipleri meme bezlerini 3 ayda bir elle muayene etmeli, meme bezlerinde fark edilen herhangi bir değişiklik mutlaka Hekime danışılmalıdır. Meme tümörleri misket büyüklüğünde ve şeklinde olabileceği gibi şekilsiz büyük kitleler olarak ta ele gelebilir. Elle yapılan muayenede tümöre bağlı bölgesel lenf yumruları da fark edilebilir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, hormon ilaçlarının uzun süre kullanımının meme tümörlerini tetiklediği yönündedir. Bu sebepten; uzun süreli hormon ilaçları kullanımından kaçınılmalıdır. Üremenin kontrolünde operatif kısırlaştırma yöntemleri tercih edilmelidir.