KEDİLERDE KULAK ENFEKSİYONU

 

İnsanların ve hayvan dostlarımızın refah içinde yaşayabilmeleri için duyu organlarının sağlıklı kalması oldukça önemlidir. İnsanlar 20-20.000 Hertz aralığında sesleri duyabilirken, kediler 100-60.000 Hertz aralığındaki sesleri rahatlıkla duyabilirler. Bizden işitsel yönden oldukça üstün niteliklere sahip olan kedilerin duyularının hem doğada bir avcı olarak hem de kendini tehlikelerden koruması için ne denli önemli olduğunu tahmin edebiliriz.

Canlıların kulakları; dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur. Köpeklere kıyasla kedilerde kulak enfeksiyonları daha az görülür, daha komplekstir, genellikle altında yatan başka bir sebeple tetiklenir. Persian, Himalayan ırkı kediler daha yatkındır.

Kedilerdeki enfeksiyonların neredeyse %50’si kulak akarlarından kaynaklanmaktadır. Geri kalan kısmı ise alerji, yabancı cisimler, otlar, kitleler, uyuz etkeni (Notoedres cati) kaynaklı, ciddi kaşınmalara bağlı olarak; ısırıklar, tırmıklardan kaynaklı yaralanmalar sonucunda; bakterilerin, mayaların bulaşması sonucu oluşmaktadır. Enfeksiyonlar genellikle nemli kulaklarda daha kolay oluşur. Şeker hastalığı (Diabetes mellitus), FIV(Feline Immunodeficiency Virus),FLP(Feline Leukemia Virus)  gibi immun sistem baskılayıcı virusler enfeksiyonun oluşmasında zemin hazırlayıcı faktörlerdir. Tedaviyi zorlaştırarak kronikleşmesinde de etkilidirler.

Kulak akarlarından (Otodectes cynotis) kaynaklı enfeksiyonlar yavru kedilerde yaygındır. Bu akarlar, kulak ve çevresinde yaşayan parazitlerdir. Yavrular kolayca birbirlerine bulaştırabilirler. Erişkinlerse belirti göstermeksizin taşıyıcı olabilmektedirler. Paraziter kulak kanalı yangısına yol açarlar. Dış kulak kanalında pis bir koku, kendine has renkte(kahve-siyah) akıntı ile karakterizedir. Hastalar enfeksiyonun bulunduğu tarafa başını yatırma eğilimindedirler. Kafalarını sallayarak parazitleri atmaya çalışırlar. Yavru kedilerde ciddi kulak kaşınmaları görülür. Sıyrıklardan bakteri ya da mantar etkenleri kolayca girebilir ve kronikleşmeye sebep olurlar. Tedaviye başlamadan önce kulak kanalının veteriner hekim tarafından temizliği yapılıp, kıllar bir miktar kesilebilir. Tedavide ise antiparaziter ilaçların kullanımları önemli rol oynar. Akardan korunmanın yolu ise düzenli olarak dış parazit uygulamasının yapılmasıdır .

Kulak kanalı otoskopla incelendiğinde akarlardan farklı olarak bakteriyel ya da fungal kaynaklı otitis (kulak yangısı) durumlarında mukoz membranlar kırmızı, ödemli görülür. Kulak kanalından svabla numune alınarak etkene yönelik kültür antibiyogram testleri uygulanır ve uygun ilaç seçilir. Tedavide topikal antibiyotik, antifungallar, antiinflamatuarlar (kortikosteroidler) kullanılır. Gerekli durumlarda sistemik antibiyotik ve kortikostreoid kullanımına başlanır.

Hayvan dostlarımızın davranışlarındaki değişiklikleri göz ardı etmeden, muhakkak veteriner hekime başvurulmalıdır. Zira kulak enfeksiyonları tedavi edilmezse kronikleşerek kulak zarında hasara neden olabilir. Orta ve iç kulağa yayılarak sağırlık oluşturabilir. Nörolojik belirtiler ve denge kaybı şekillenebilir.

×