KEDİLERDE VE KÖPEKLERDE SEZARYEN SONRASI ANNE VE YAVRU BAKIMI

Dişi kedilerin ergenlik çağı (Sexüel Olgunluk) çoğunlukla 6-15 aydır. Kedilerde hamilelik süresi türe, beslenmeye ve kaçıncı hamilelik olduğuna göre değişiklik göstermekle birlikte, 57-68 gün arasında değişir. Ortalama 62 gündür. Doğumda yavru sayısı, genellikle 1-5 arasındadır.

Dişi köpekler için ise; ilk kızgınlık çoğu zaman 7-8 aylık iken gerçekleşir. Ancak gerçek olgunluğa 16-18 aylık iken ulaşılır. Köpekler de gebelik süresi yine tür, ırk ve diğer sebeplere bağlı olarak 56-69 gündür. Ortalama 63 gün kabul edilir. Doğumda yavru sayısı 1-14 arasındadır.

PET lerde gebelik süreci, bir takım sorunları ve sorumlulukları beraberinde getirir. Bu sorumlulukları öncelikle üstlenecek olanlar anne ve sahiplerdir. Gebelik sürecinde, PET ler diğer memelilerde olduğu gibi fizyolojik ve psikolojik olarak değişime uğrarlar. Aslında bütün bu değişimin sebebi dünyaya gelecek yavruların, hayata daha sıkı tutunabilmeleri için, gerekli ortamın hazırlanmasıdır. Gebelik süresinin sonlanmasıyla birlikte doğum başlar.

Kediler ve köpekler birçok memeliden farklı olarak, yavrularını prematüre olarak dünyaya getirirler. Yavrular doğdukları zaman duyuları ve merkezi sinir sistemleri yeterince gelişmemiştir. Bu sebepten; gözleri kapalıdır, işitmeleri yok denecek kadar azdır, koku almaları zayıftır. Ayakları üzerinde duramazlar. Sadece içgüdüsel emme refleksi vardır. Annelerinin memelerini bulmakta dahi zorlanırlar. Tecrübeli bir anne doğumda yavru zarlarını kendisi yırtar, göbek kordonunu keser, yavruların memeyi bulmasını sağlar, onları yönlendirir. Yalayarak dolaşımın ve solunumun normal seyrine girmesini sağlar ve anüs bölgelerini yalayarak dışkılamalarını temin eder. Zayıf bünyeleriyle hayata tutunmaya çalışan yavruları doyurmak, ısıtmak ve tehlikelerden korumak annenin görevidir. Psikolojisi de değişen anne; yavrularına karşı aşırı korumacı, çevreye karşı agresif ve saldırgan olabilir. Bu durumun geçici olduğu unutulmamalıdır.

Şayet anne tecrübesiz, doğum sorunlu olmuş veya sezaryen operasyonu yapılmış ise; yavruların hayatta kalabilmeleri için, annenin sorumluluklarının tamamı sahip ya da bakıcı tarafından üstlenilmelidir

Güç doğumlarda ve sezeryan operasyonlarında; doğan yavrular yardımcı bir ekibe teslim edilmelidir. Yavru zarından kurtarılan ve göbek kordonu kesilerek bağlanan yavrular temiz bir havluya sarılarak kurulanmalıdır. Yavrular kurulanır iken; küçük masajlar ile dolaşım hareketlendirilmeli ve solunumun normale dönmesi sağlanmalıdır. Yavruların bulunduğu ortamın ısısı 26-28 C ve mümkün olduğunca steril olmalıdır. Yaşamlarının ilk anlarında üşümeleri yavruları enfeksiyonlara açık hale getirir. Zayıf ve solunumu normalleşmeyen yavruların bir süre küvezde bekletilmesi doğru olur. Güç doğum ya da sezaryen sebebiyle yorgun ve anestezi etkisinde olan annenin yavrularını beslemesi mümkün değildir. Operasyon tamamlandıktan sonra, annenin memeleri nemli, ılık bir bezle temizlenmeli ve sağılmalıdır. Az da olsa, elde edilen süt bebeklere enjektör yardımıyla verilebilir. Yavruların ilk 6 saatte alacakları anne sütü (Kolostrum) nün, hayatlarındaki en önemli besin olduğu unutulmamalıdır. Öyle ki kolostrum, yavruların hayatta kalabilmeleri için gerekli olan birçok bağışıklık maddesini içermektedir. Alternatif besinlerin hiçbirisi kolostrumun yerini tutamaz. Ancak, kolostrumun elde edilemediği durumlarda bu durum için özel üretilmiş süt tozları ve mamalar kullanılabilir. Yada doğum yapmış başka bir PET den süt anne olarak yararlanılabilir. Beslenmesi tamamlanan yavruların, ilk dışkı olan Mekonyum’u yapıp yapmadığı mutlaka takip edilmelidir. Mekonyumu ilk 6-12 saatte yapamayan yavruların yeterince beslenmediği düşünülmelidir. Öyle ki, kolostrumun sürgüt etkisi vardır. Bağırsaklarda kalan mekonyumdan kaynaklı sorunların oluşabileceği unutulmamalıdır. Bu durumda, yavrulara daha fazla kolostrum verilmeli ve daha sık beslenmelidir. Ayrıca, yavruların anüs çevreleri ılık suyla ıslatılmış bir pamukla hafif masaj yapılarak silinmelidir. Çok daha acil durumlarda ağızdan bir miktar sıvı yağ verilebileceği gibi bir miktar sıvı yağ da anüsten içeriye bir enjektör yardımıyla verilebilir. Güç doğumlar ve sezaryenlerde annenin toparlanarak kendine gelmesi birkaç günü bulabilir. Bu süre içinde annenin görevleri eksiksiz yerine getirilmelidir. 20 nci günden sonra ek sıvı gıdalar ve 30 ncu günden sonra yumuşak katı gıdalara geçilebilir. Yavrular en az 45 gün boyunca anneye bağımlı olarak yaşarlar. 45 günden sonra annelerinden ayrılarak yeni yuvalarına gidebilirler. Bu sürenin kedilerde 60 gün olması tavsiye edilir.

Güç doğumlar ve sezeryan operasyonları anne için de büyük sıkıntıdır. Müdahaleli doğumlarda genelde anne çok yorulur. Ancak, doğum sonrası başka bir komplikasyon gelişmemişse, 6-12 saatin sonunda toparlanır ve yavrularıyla ilgilenmeye başlar. Sezaryen operasyonları sonrasında anne için toparlanma süreci daha uzundur. Operasyon sonrası anneye, damar yolu açılarak bir miktar sıvı elektrolit verilmesi doğru olur. Sezeryan sırasında vücuttan ani sıvı çıkışlarının olması özellikle kedilerde dolaşım bozukluklarına sebep olabilir. Bu durum hasta için hayati risk oluşturabilir. Hasta anesteziden, ağrılar ve mide bulantıları ile uyanacaktır. Kendini savunmasız, yorgun-bitkin, ürkek ve tedirgin hissedecektir. Annelik içgüdüsü ve hormonların etkisiyle yavrularına ilgi göstermek isteyecektir. Ancak, kendi sıkıntıları sebebiyle bunu yapamayacaktır. Kedilerin bu durumu atlatmaları, köpeklere göre biraz daha uzundur. Köpekler genelde 24 saatin sonunda normal hayatlarına dönseler de kedilerde bu süre çoğu zaman 48 saate kadar uzamaktadır. Hastanın süreci daha rahat atlatması için, kendini güvende hissetmesi gerekir. Bu dönemde ilgisizlik kadar aşırı ilgi de hastayı rahatsız eder. Hasta uyanıp kendine geldikten sonra çok mecbur kalmadıkça yavrulara dokunulmamalıdır. Özellikle ilk dönemlerde yavrulara sıklıkla ve gereksizce dokunulması, annenin yavrulardan soğumasına ve bazılarını dışlamasına sebep olacaktır. Anne, kendi haline bırakılmalı ve uzaktan takip edilmelidir. Annenin beslenmesi dışında her şey onun kontrolüne bırakılmalıdır. Yavruların beslenmeleri ve anne tarafından sahiplenilmeleri uzaktan izlenmeli, çok gerekli olduğu zamanlarda müdahale edilmelidir. Ortamın loş ışıklı ve havadar olması anestezinin olumsuz etkilerini azaltacaktır. Operasyon sonrasında annenin hemen beslenmeye çalışılması doğru değildir. 6-12 saat içinde yiyecek-içecek verilmesi kusma refleksini uyaracağı gibi bilincin yeterince açık olmaması sebebiyle gıdaların ve içeceklerin akciğerlere kaçma riskini de ortaya çıkartacaktır. İlk 18-24 saatlik sürede kusmalar normal kabul edilir. 12 saatin sonun da hastaya günlük yiyeceğinin 1/3 ü verilebilir. Annenin ilk 24 saatte yeterince beslenemese dahi bol sıvı alması vücut direncini düşürmeyecek ve süt salgısını artıracaktır. İştahın açılmasına bağlı olarak beslenme kademeli olarak artırılabilir. 48 saatin sonun da, yeme-içmenin normale dönmesi beklenir. Şayet, 48 saat geçmesine rağmen hala iştah açılmamış ve hastada genel durum düzelmemişse, operasyona bağlı farklı sorunlar olduğu düşünülmeli ve Hekim ile irtibata geçilmelidir.

Yara bölgesi etrafında bir miktar şişkinlik ve morluk olması normaldir. Bu durum ilerleyen zamanda kaybolacaktır. Ancak yara hattından kan gelmesi, ilerleyen günlerde aşırı şişlik, ağrı ve akıntı normal kabul edilmez. Yaranın sürekli kuru olması beklenir ve istenir. Anesteziden uyanan hastanın öncelikle ilgisi yavrularındadır. Ancak, birkaç günün sonunda içgüdüsel olarak kesi hattını yalamak ve yara ile oynamak isteyecektir. Bunun için, yaygın olarak kullanılan yöntem Elizabet Yakalığı dır.

Ancak, Elizabet Yakalığı takılan hastaların yavruları ile ilgilenmeleri oldukça zordur. Bunun dışında, ağır bir travma yaşayan ve kendini tedirgin, güvensiz, yorgun hisseden, yeterince beslenemeyen ve bu sebepten vücut direnci kırılmış hastaya bir de Elizabet Yakalığının stresini yaşatmak hastanın normal hayatına dönmesini ve mobilize olmasını zorlaştıracaktır. Stres altındaki anne beslenemeyecek ve bu sebepten yeterince süt salgılayamayacaktır. Bu durum, yavruların beslenmesi ve hayata tutunması ile ilgili sorunları beraberinde getirecektir. Hastanın, Elizabet Yakalığına alışması çoğu zaman 72 saati geçmektedir. Bu süreç; anne kadar, yavrular ve hasta sahipleri içinde sıkıntılıdır.

Bu soruna karşılık, kullanılacak modern yöntem WinPet Yara Koruyucu Korse dir. WinPet hastanın yaraya ulaşarak zarar vermesini kati olarak önleyecek, hasta diğer ilkel yöntemlere göre çok daha az stres yaşayacaktır. Ancak, WinPet kullanılan hastalarda yavruların meme başlarına rahat ulaşarak beslenebilmeleri için “Meme Başı Pencereleri” mutlaka açılmalıdır. Yara Koruyucu Korse WinPet hastanın vücudunu daha sıkı sarmalıdır. WinPet kullanılan hastalar en geç 48 saat sonunda normal hayatlarına dönerler. Ancak, kedilerde bacakların kırılarak yürünmesi (Timsah Yürüyüşü) ya da yanal yürüme (Yengeç Yürüyüşü) normal kabul edilmelidirŞayet 48 saatin sonunda, halen hastanın genel durumu düzelmemişse, aşırı halsizlik, kusma, idrar yapamama, yorgunluk ve bitkinlik hali var ise bu durum, farklı komplikasyonların habercisi olabilir. Böyle hastalarda, destekleyici tedavi gerekebilir. Uzun süre beslenemeyen ve su içmeyen Pet’ler yeterince süt salgısının oluşmayacağı ve böbrek fonksiyonları ile ilgili sorunların ortaya çıkacağı unutulmamalıdır. Bu durumda mutlaka, Hekim ile irtibat kurulmalı ve hastanın değerleri kontrol ettirilmelidir.

Sezaryen operasyonları sonrası anne olan PET’in huyu yumuşar, hareketleri ağırlaşır. Ancak, bazı hastalarda zıplayıp-hoplamalara bağlı fıtıklaşma riski her zaman vardır. WinPet Yara Koruyucu Korse klasik yöntemlerin dışında, operasyon bölgesini bir bandaj gibi de destekler. Bunun yanı sıra, özellikle kedilerde sağladığı sakinlik ve dinginlik ile hastanın aşırı hareketlerini önlemekte ve fıtıklaşma riskini de ortadan kaldırmaktadır. WinPet’in, medikal bir ürün olduğu ve Hekim tavsiyesi ile giydirilip-çıkartılması gerektiği unutulmamalıdır.

Operasyon sonrasında, Hekim tarafından verilen bir reçete ve beslenme protokolü vardır. Mümkün olduğunca bunun dışına çıkılmamalı ve Hekim tavsiyesi dışında ilaç kullanılmamalıdır. Reçete edilen, antibiyotiklerin süresine ve dozuna özen gösterilmeli, tedavi de süte geçmeyen antibiyotikler tercih edilmelidir. Ağrı kesiciler kullanılabilir. Ancak, bunların sütte kalıntı yaptığı da bilinmelidir. Yaranın günde birkaç kez uygun bir antiseptik yada antibiyotik solüsyon (tercihan Rifamisin etken maddeli) ilaçlar ile pansuman edilmesi, hem bölgesel enfeksiyon riskini önleyecek hem de yara iyileşme sürecinin takip edilmesini sağlayacaktır.

Operasyon sonrasında, yaranın yalanmasının dışında pansumanların aksatılması ve çevreyle temas etmesi sebebiyle enfekte olması da mümkündür. WinPet Yara Koruyucu Korse yarayı fiziki dış etkenlerden de koruyarak enfeksiyon riskini önleyecektir. Ancak, pansumanların düzenli yapılması kısa süreli iyileşme açısından önemlidir.

Herhangi bir komplikasyonun gelişmemesi durumunda, yara iyileşmesi 8-10 günde tamamlanır. Bu süre sonunda dikişler alınabilir. Fakat, dikişlerin alınmasından sonra da birkaç gün hastanın WinPet’i giymesi yarada skatrizan dokunun oluşmaması adına tavsiye edilir. İyileşme sürecinde, yaranın su ve sıvı temasından uzak tutulmasına özellikle dikkat edilmelidir.

×